İçimdeki yolculukta EBÜ'L HASAN-İ HARAKANİ Hz.


Ezel sırlarını, ne sen bilirsin ne ben

Bu muamma sözü, ne sen okursun ne ben,

Perdenin gerisinde,ben ile seni bir konuşturan var,

Perde kalkarsa, ne sen kalırsın ne ben!(1)


Zihnimde bu mısralar,otobüsün cam kenarına başını yaslamış, karanlığın arasından parıldayan ışıkları izleyerek gidiyorum.Yol uzun.1426km.Sevilene gidilen yol!

Hayat yolculuğumuz bir an’sa bu an’ın içinde daha küçük bir an olsa gerek. Sevilene gidilen yol ne kadar uzun olsa da ne hoştu.Tekerleğin her dönüşünde O’na daha çok yaklaşıyordum,dönen dünya,dönen tekerlek ,dönen ben!dönüyoruz hep birlikte.


Otobüs hızla geceyi bölerken kayarak geride kalan ağaçları,evleri izlemeyi özlemişim.Yollarda ki uzun beyez kesik kesik çizgiler tekerleğin her dönüşüyle geride kalıyor, dağların arasından kıvrılarak akıyoruz.Sadece çizgilere odaklandığımda hep aynı çizgiymiş gibi geliyor,bakışlarımı biraz kaldırınca akan çizgilerle değişen farklı ağaçlar ,farklı evler,  farklı doğa..

Bu izleyiş,bir an, insanın bakış açısının ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor bana..Hayata,yaşadığımız her olaya, geniş bir objektifle bakabilmek ve her an değişen an’ların bir an öncesiyle, bir an sonrasının aynı olmadığının farkına varabilmek.…camda yansıyan yüzüm,irisimde görmeye çalıştığım “ben”e bakarak algılamaya çalışıyorum zamanı.
Hac Suresi 47.ayetinde “…Rabbinizin ölçüsüyle bir gün,sizin hesap ettiğiniz bin yıl gibidir.”diyor ya....yol uzun..düşünecek çok şey var..




Otobüsün tekerleği 1426km döndü..Kars şehri..

Her şehrin bir ruhu var.Her şehrin bir geçmişi,geleceği var..Her şehir İnsan gibi..Mutlulukları,hüzünleri,sevinçleri,sevdikleri,sevmedikleri,duyguları var..

Kars şehri nin bende bıraktığı duygu hüzün.Hüzün kokuyor  caddeleri.. geçmişin ardından bıraktığı kokuydu bu belki..

Bu kokuyu hissederek yürüyorum caddeleri..Kaleiçi mahallesine doğru yol alıyorum,Kars kalesinin eteklerinde Evliya cami ve yanında ki türbe tüm heybetiyle karşımda duruyor.

 
EBÜ’L HASAN- İ HARAKANİ Hz. der ki:

O dost dediğin,onu görmekle rahatlar göz,
Onu görmezse,ağlamaktan rahatlamaz göz
Göz bize,O'nu görmek için lazımdır,
Eğer dostu görmezse,ne işe yarar göz.(3)

Sadık Yalsızuçanların, Harakani Hz.anlattığı Cam ve Elmas kitabından bir kaç satır geliyor aklıma;
......
Göz için ayn denirmiş eskiden.
Ayn,gözmüş,gözeymiş,su kaynağıymış.
Bir şeyin kendisi demekmiş.
Öyle diyor şeyh,"bu şunun aynıdır deriz ya,hem varlıklarından hem benzerliklerinden söz ederiz."......diyor.

ve biliyorum ki,Rabbimizin en sevdiği su "GÖZ YAŞI",kaynağından,kendisinden çıkan su..Göz bize O'nu görmek için lazım,görmek isteyen gözün çok ağlaması,istemesi lazım..

 

 "...Ey Allah'ım,benim zamanımda bulunup(ziyaretime gelen)ve benden sonra,benim adımı duysun,duymasın kıyamete kadar beni ziyarete gelen topluluğu(bağışlamanı)isterim"(4)diyen Ebul Hasan Harakani Hz.selam olsun.(ALLAH SIRRINI MUKADDES KILSIN.)

 

Burada artık susma vaktidir..
Çünki an'da söylenecek sözler akıldan uçtu gitti..
Akıl yok..sadece susmak ve hissetmek var..

ve son söz..

Hasan Harakani Hz.ziyarete gelen bir derviş,gitmeden bir öğüt ister kendisinden.

"O"der,"bir insana bağışta bulunmak isteyince,Kendisi dışında ne varsa kalbinden çıkarır.O zaman kul şaşkına döner,çünkü sermayesi geri alınmıştır.Bu şaşkınlık hali bir zaman devam ettikten sonra içinde bir istek belirir.Ve,'Sen"i istiyorum'der.Bundan büyük bir armağan olmaz.

ALLAH ONDAN RAZI OLSUN.
ALLAH ONA RAHMET EYLESİN..(amin)


Sordular:-Vesvese neden doğar?

Dedi ki:-Üç şey kalbi meşgul eder.Göz,kulak ve lokma,oysaki gözle gördüğün şey kalbi meşgul etmemelidir,kulakla duyduğun şey kalbi meşgul etmemelidir,haram lokma kalbi kirletir ve vesvese doğar.


Sordular: -Kalbin dille bir olduğunu neyle biliriz?

Dedi: -Bil ki,onun dili de (kalbiyle) aynı olmalıdır.Her kimin dili (sözü)dağınık olursa, onun kalbinin dağınıklığına kanıttır.Büyükler der:”Gönül(kalp) tenceredir ve dil de kepçe;tencerede ne varsa kepçeyle o çıkar.Gönül denizdir,dil sahil;deniz dalgalanınca içinde ne varsa,onu sahile atar.


 
Sordular: -Garip kimdir?

Dedi: Bu dünyada vücudu gurbette olan kimse garip sayılmaz, aksine kalbi teninde garip ve sırrı kalbinde garip olan bir kimse gariptir.(5)




1)Bu şiir hem Hayyam’a hem de Ebu Said-i Ebu’l-Hayr’a nispet edilmiştir. Bk. Şa’iran-i Bidivan, s.456(Şeyh Ebul Hasan Harakani Hayatı,Eserleri-Doç.Dr.Hasan Çiftçi) 
(2)-(3)-(4)-(5)Doç.Dr.Hasan Çiftçi(ŞEYH EBÜ'L -HASAN-İ HARAKANİ(R.A) NURU'L-'ULUM VE MÜNACATI)


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !